HİPNOZUN TARİHÇESİ
Hipnoz, tarihin çok eski çağlarından beri uygulanmaktadır ve MÖ 5000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Hindistan, Eski Mısır ve ve Çindeki rahip ve şamanların hipnozu kullandıkları bilinmektedir. Hipnoza bağlı olarak meydana gelen olağanüstü haller tarih boyunca ilgi çekmiş, gizemli ve olağanüstü olarak görülmüştür.
Hipnozun bir tedavi aracı olarak tıp alanında bilimsel olarak kullanılması Franz Anton MESMER (1734-1815) ile başlar. Mesmer Viyana Tıp Fakültesinde öğrenim görmüştür. “Yıldızların İnsan Vücudu Üzerine Tesirleri” isimli tezinin tarihi olan 1765 senesi bilimsel hipnotizmanın başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir. Mesmerden önce de manyetizma ile ilgili çalışmalar olsa da Mesmer manyetizmanın kurucusu sayılır. Mesmer’in tezine göre: Kainat manyetik bir enerji ile doludur ve kainatın bir parçası olan insanın içinde bu enerjinin bir kısmı mevcuttur. İnsanda hastalık yapan sebep bu enerjinin dağılımında bozukluk olmasıdır. Bu enerjinin yeter derecesi herhangi bir yöntemle bir insana yönlendirilirse o insan hastalığından kurtulur.”
Mesmer’in çalışmaları büyük başarı sağlamış ve ünü hızla yayılmıştır. Ama çalışmalarının bilimsel olup olmAdığı büyük tartışma yaratmış ve Viyana ve Paris’te toplanan bilimsel kurullar Mesmer’in çalışmalarını yasaklamıştır.
Mesmer sonrası suni uyurgezerlik döneminde ise Mesmerizmin etkisi kuvvetli bir şekilde devam etmiştir. Mesmer’in öğrencilerinden PUYSEGUR ve MARQUİS hocalarının yolunda çalışmaya devam etmiştir. Bu dönemde somnanbulizm üzerine sabırla yoğun çalışma ve araştırmalar devam etmiştir.
1841 yılında Dr. James BRAID tarafından yöntemin ismi Hipnoz olarak değişmiştir. Bu tarih manyetizma devrinin sonu, hipnotizma döneminin başlangıcı olmuştur. Dr. Braid usta manyetizör La Fontaine’in bir sahne gösterisini izlerken sujenin gözlerinin sabit olmasına dikkat etmiştir. Braid, bu suni uyurgezerlik halinin sujenin gözlerini yormakla mümkün olabileceğini düşünmüştür ve bu konuda denemeler yapmaya başlamıştır. Yaptığı çalışmalarda sujelerin gözlerini parlak bir cisme yönelterek yormaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Hastayı iyileştiren gücün telkin olduğuna ve sonucun sujenin telkine yatkınlığına bağlı olduğuna karar vermiştir.
Jean Martin Charcot(1325-1389) ise olaya daha farklı bir açıdan bakıyor ve normal kişilerin hipnotize edilemeyeceğini, hipnotize edilen kişilerin histerik kişiliğe sahip olduklarını iddia ediyordu. Bu görüşlerin tam karşısında ise Nancy ekolünün temsilcileri Liebeault ve Bernheim duruyordu. Liebeault, Braid’in sabit bakış usulüne telkini de ekleyerek yirmi yıl boyunca başarıyla hipnozu uygulamıştır.
1885 yılında Freud Pariste Hipnotizma ile ilgilenmiştir. Viyanada Dr. Breuer ile uygulamalara başlamıştır. Ancak Freud hipnoz uygularken yaşAdığı güçlükler nedeniyle bu yöntemi uygulamayı bırakmış, onun yerine serbest çağrışım metodunu geliştirmiştir.
Charcot’un 1893’de ölmesi ve Freud’un uygulamalarda başarılı olamayarak 1893’de hipnozu bırakmasıyla hipnoz üzerindeki çalışmalar ikinci dünya savaşına kadar duraksamıştır. İkinci dünya savaşında ortaya çıkan savaş nevrozları nedeniyle hipnoz yeniden gündeme geldi, hipnoza karşı ilgi başlamıştır. İngiltere ve Amerika’da hipnozla ilgili pek çok dernek kurulmaya yayınlar çıkarılmaya başlanmıştır.
Türkiye’de Hipnoz
Ülkemizdeyse ilk ciddi çalışma Cemil Sena ONGUN tarafından yapılan bir çeviridir. 1951 yılında Watson’un ülkemizde yaptığı seanslarla hipnoz ülkemizde tanınma imkanı bulmuştur. 1946’da Bedri Ruhselman’ın eserlerinde Hipnotizmayla ilgili kısımlar vardır. 1960 yılında Hipnotizma konulu tezi ile Dr. Recep DOKSAT hipnozu bilimsel bir çalışma olarak duyurmuştur. Aynı yıllarda Dr. Turan Cengiz doktora tezini “hipnodonti” Adı altında vermiştir.
1979 yılında vefat eden Dr. Hüsnü İsmet ÖZTÜRK’ün 30 senelik bir çalışmayla geliştirdiği “Bilinçli Hipnoz” yöntemiyle ülkemizde hipnoz konusunda büyük bir hamle yapılmıştır. Dr. İsmet ÖZTÜRK hipnoanestizi ile sayısız ameliyat gerçekleştirmiştir.
1991 yılında İstanbul’da Ali Eşref Müezzinoğlu başkanlığında toplanan bir grup hekim tarafından Tıbbi Hipnoz Derneği kurulmuştur.
Psikiyatrist Dr. Tahir ÖZAKKAŞ tarafından 1985 yılında “Gerçeğin Dirilişine kapı Hipnoz” kitabı konuya çok önemli ve bilimsel bir yaklaşım kazandırmıştır. Tahir Özakkaş daha sonra hipnoz konusunda çok sayıda bilimsel eser vermiştir.
Bugün Türkiye’de çok sayıda dernek ve çalışma grubu Türkiye Tıbbi Hipnoz Platformu çatısında toplanmıştır.
Hipnoz konusunda Tıbbi Hipnoz Derneğinin yanı sıra faaliyet gösteren diğer dernekler şunlardır: Ankara Tıbbi Hipnoz Derneği, merkezi İzmir olan Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği, Psikoterapi ve Hipnoz Derneği. |